Ebeveynler çocuklarına hayvan sevgisi aşılamak isterler. Lakin bazı engeller bu isteği sekteye uğratır ya da tamamen yıldırarak çocukları bu evrensel sosyalleşme yönteminden uzak tutar. Yaşadığımız toplumu baz alarak ekseriyet sırasına göre değinirsek şu engellerden bahsetmeliyiz:

İnanç;  ‘Köpek giren eve melek girmez.’ kendimi bildim bileli duyduğum dini argümandır. Yine hayvanların bazılarının dinen sakıncalı olduğu,bunları beslemenin hatta ellemenin mekruh olduğu yaygın inanıştır. Abdest bozduğu, şeytanın temsilcisi olduğu, gezdikleri ve yaşadıkları yerde ibadet edilemeyeceği yine dini inanışlardandır. Bu inanışlar doğruluğu  ya da dindeki yeri katileştirilmeden nesilden nesil’e aktarılarak çocukların hayvanlardan uzak durması tembihlenmiştir.

İnançları eleştirmek, yargılamak amacında değilim. İnançlara saygılı olup herkesin inancını yaşamasından yanayım. Ama inanç körü körüne inanmayı gerektirmez.

Sağlık; Çocuklarımızın  hayvanlardan ciddi hastalıklar kapacaklarına, kuduz olacaklarına, uyuz olacaklarına, bağırsaklarına solucanların dolacağına kesin gözüyle bakan büyükler, kesinlikle hayvanlardan uzak durulması gerektiğini şiddetle savunurlar. Şiddetle diyorum çünkü hakikaten şiddet de içeren davranışlar sergilerler. Sokaktaki köpeğin ya da kedinin yanına sokulan bir küçüğün şiddetle ve panikle uyarılması, bazen eline ya da poposuna bir şaplak atılması  sıradan bir davranıştır.

Korku; Çocukluklarındaki kötü deneyimler ya da yukarıda saydığım yüklemeler nedeniyle, bazı yetişkinler hayvanlardan korkarlar. Korkmamak ellerinde değildir çünkü bu psikolojik bir durumdur. Bunu yenmek için profesyonel yardım gerekebilir. Bu durumda olan çoğu yetişkin korkularını çocuklarına aktarır, çocukların da hayvanlardan çekinmelerine ya da korkmalarına sebep olurlar.

Büyük baskısı;  Kimi aileler hayvanla barışıktır, hatta beslemek isterler veya besliyorlardır. Ama  dedeler, nineler, amcalar, dayılar hep kendi düşünceleri gereği çocuklardan ve evden hayvanın uzak tutulması gerektiği uyarısını ve baskısını yaparlar. Çocuğun hasta olacağı, tüyünü yutacağı, ısırılacağı uyarıları yanı sıra ziyarete gitmeyecekleri, görüşmeyecekleri tehditleriyle baskıyı artırırlar.

Alerji; Bu geçerli bir gerekçedir. Bazı çocuklarda ya da yetişkinlerde kedi-köpek, kuş  tüyüne  ya da salyasına karşı alerji  vardır. Bu durumda evde ya da kapalı bir yerde bu evcillerden birini beslemek sakıncalıdır. Fakat, böyle alerjileri olan çocuk  veya yetişkinler  evcil hayvanları çok severler.

Toplum baskısı; köpekle gezmek, onu sevmek, kakasını sağa sola yaptırırken  görülmek bazı kişilerde utanç sebebidir. Bazen de toplum bu kişileri sözlü  veya mimikli uyarılar yaparak taciz eder  ya da cezalandırır. Evlerinde kedi-köpek besleyen aileler de bu olumsuz tutumdan paylarına düşeni alır. Ziyaretler kesilir, evin pis olduğu, koktuğu, tekinsiz olduğu söylenir, aforoz edilen aileler dışlanır.   Bu duruma düşmektense  evcil beslememek tercih edilir.

Tatil kaygısı; Sizlerin aklına pek gelmeyecek bir engeldir lakin biz çok karşılaşırız. Yıl boyu çalışıp hak ettikleri tatili, evcillerine bakacak kimseleri olmadığı için kaçırmak istemeyen çok  aile bilirim.

Yukarıda sıraladığım  gerekçeler bazı kişiler için kabul edilemez ya da saçma gelebilir. Çünkü onlar bu konuları aşmış  ya da çözümlemiş kişilerdir. Fakat  sıraladığım gerekçelerle evlerinde evcil besleyemeyen korkuların,  vehimlerin esiri olan insanlar, çocuklarının hayvan ve doğa sevgisinden yoksun büyümelerine sebep olan çok yetişkin var. Unutmayın ki alerji dışında hiçbiri ciddi gerekçeler değildir. Sağlık ve toplumsal güvenlik açısından veteriner hekimlerin aldığı tedbirleri uyguladıktan sonra, çocuklarımızı  hayvan ve çevre sevgisinden mahrum bırakacak hiçbir geçerli gerekçeniz yoktur.

 
       


Ana Sayfa